Top Arrow
Quick Appointment Icon
RANDEVU AL
Search Icon
Ara


SİNSİ TEHLİKE GLOKOM (POSTA)


22.11.2013

Araştırmalar doğru beslenmenin yaşlılığa bağlı görme kaybının yavaşlatabileceğini ortaya koyuyor. Prof. Dr. Cengiz Aras, yaşlılara görme kaybından korunmak için tavsiyelerde bulundu

Sigara içmeyin, alkolü ölçülü tüketin, Bol bol balık yiyin,Kırmızı etten uzak durun, Katı yağ yerine zeytinyağı tercih edin. Sarı nokta hastalığına karşı domates, kırmızıbiber, portakal gibi sebze ve meyveleri sofranızdan eksik etmeyin. Tansiyon hastalarına uyan Diyabet ya da yüksek tansiyon hastaları doğru beslenmezse bu hastalıklar gözde kötü sonuçlar doğurabilir. Kötü beslenme sonucu vücut yağ ve basınç düzeylerinin bozulmasına bağlı kan şeker dengesinde problem çıkar. Bu tablo da tansiyon yüksekliğine ve diyabete bağlı göz problemlerinin ortaya çıkışını hızlandırır ya da var olan problemin ağırlaşmasına yol açar. Diyabet ve hipertansiyon hastaları beslenmelerine dikkat etmeli, düzenli dahiliye ve göz doktoru kontrolünden geçmeli. Bu arada yaşlılık hastalığı olarak bilinen sarı nokta hastalığının nedenlerinden biri de kötü beslenme. Bu hastalar da beslenme konusunda çok titiz davranmalı.

Şeker hastalığı gözlerinizi etkilemesin Göz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Cengiz Aras anlattı: Diyabetik retinopati nedir? Uzun süreli kan şekeri yüksekliğinin gözleri etkilemesine denir. Şeker hastalığına bağlı körlüğün en sık görülen nedeni bu hastalıktır. Sebepleri nelerdir? En önemli risk faktörü şeker hastalığının süresidir. Özellikle diyabet (şeker hastalığı) tanısından itibaren 10 yıllık süreden sonra retinopati görülme sıklığı artar. Tip 1 veya insüline bağımlı genç diyabetiklerde ergenlik çağından sonra retinopati görülme sıklığı yaşla ilgili olarak artar. Kan şekeri kontrolü önemli bir faktördür. Kontrol altnda tutulmayan şeker, ani kan şekeri düşüklüğü ve yüksekliği hastalığın ilerlemesini kolaylaştırır. Gebelik, hipertansiyon, kan yağlarının yüksekliği, böbrek hastalığı retinopatiyi ağırlaştıran diğer faktörlerdir. Görme kaybına yol açar mı? Diyabet hastalarında kan şekeri kontrolünün göz sağlığı açısından da çok önemli. Hastalık kontrol altına alınmadığı takdirde ciddi görme kayıplarına ve ağrılı göz tansiyonu yükselmelerine neden olabilir. Risk faktörleri nelerdir? Uzun süreli kan şekeri yüksekliği özellikle böbrek, kol ve bacaklardaki duyusal sinirleri ve gözü olumsuz şekilde etkiler. Bu nedenle büyük önem taşıyan periyodik kontrollerin asla ihmal edilmemesi gerekir.

Şeker hastalığının yanı sıra gebelik, hipertansiyon, kan yağlarının yüksekliği ve böbrek hastalığı diyabetik retinopatiyi ağırlaştıran diğer faktörlerdir. Önlem alınabilir mi? Şeker hastası gençlerde buluğ çağından itibaren, 30 yaşndan sonra şeker ortaya çıkan bireylerde ise teşhis konulduğunda mutlaka göz muayenesi yapılmalı. Şeker hastalarında retina normal ise yılda bir kez muayene yapılmalı. Retinopati başladığında ise takip süresi 3-4 aylık sürelere indirilebilir. Nasıl tedavi edilir? Diyabetik retinopatiyi tedavi eden temel yöntem lazer fotokoagülasyon'dur. Argon lazer olarak bahsedebileceğimiz tedavi yöntemi uygun zamanda ve uygun şekilde uygulandığı takdirde şeker hastalığına bağlı ciddi görme kayıplarını önlemenin tek yoludur. Son zamanlarda geliştirilen ve bazı hastanelerde kullanılan ilaçların göz içine enjeksiyonu da lazere yardımcı yeni bir tedavi seçeneği olarak kullanılmaya başlandı. Ayrıca lazerin zamanında yapılmaması sonucu gelişen ciddi kanamalar da deneyimli doktorlar tarafından ameliyatla tedavi edilebilir.

Glokom nasıl bir hastalık? Glokom artan göz içi basıncının göz siniri hücrelerine zarar vermesiyle oluşur. Göz siniri hücreleri öldüğü zaman da kalıcı görme kaybına sebep olabilir. Hastalığın başlangıcında hastalığa ait herhangi bir belirti görülmez. Hastalık ilerledikçe görme sinirini etkiler. Görme siniri çok sayıda lif içeren elektrik kablosu gibidir. Bu lifler farklı alanlardan gelen görüntüleri beyine iletir. Sinir hasar gördükçe görme alanı bozulur. Glokom, birçok hasta tarafından ancak ileri dönemde ve belirgin görme kaybı ortaya çıktığında fark edilebilir. Glokomda görme kaybı oluştuktan sonra geri döndürmek, iyileştirmek mümkün değil. Bu nedenle erken tanı çok önemli. Glokomun çeşitleri nelerdir? Glokomun farklı sınıflandırmalan var. Yaşa göre sınıflanırsa bebeklik, çocukluk, gençlik ve yaşlılık dönemi olarak bahsetmek mümkün. Glokom, sıvı çıkışının olduğu yerde ön kamara açısının genişliğine ya da darlığına göre de sınıflandırılabilir. Bu tür glokomları açık açılı glokomlar ya da dar açılı glokomlar olarak ayırmak mümkün. Göz tansiyonu ile glokom aynı şey mî? Glokom tanısı için artık 20 yıl önceki gibi göz tansiyonu yüksekliği aranmıyor. Günümüzde glokomun tanımından göz içi basıncının yüksekliği kriteri çıkartıldı. Çünkü göz içi basıncı yükselmeden de görme siniri hasara uğrayabilir (normal basınçlı glokom). Bu nedenle halk arasındaki 'göz tansiyonu eşittir glokom' görüşü doğru değil. Glokomun belirtileri nelerdir? Glokom açık ya da dar açılı olmasına göre belirtiler değişir. Açık açılı glokom sinsi bir hastalıktır. Hastalarda göz içi basıncı yavaş yükseldiği için görme siniri hasarı da yavaş ilerler. Bu 'Göz tansiyonu' olarak bilinen glokom yaşın ilerlemesiyle artış gösteren ve körlüğe yol açabilen bir hastalık.

Görme kaybı oluştuktan sonra kaybı telafi etmek mümkün değil. Bu nedenle hastalığı erken aşamada teşhis etmek için düzenli göz kontrolünden geçmek şart Dünyagöz Etiler doktorlarından Prof. Dr. Can Üstündağ anlattı: Dar açılı tip ise daha ani gelişir. Görme kaybı, şiddetli ağrı, kanlanma vardır. Glokom teşhisi nasıl yapılır? İlk olarak hastanın göz içi basıncı ölçülür. Görme sinirinde bir hasar olup olmadığı araştırılır. Görme sinirindeki hasarın araştırıldığı en eski yöntem görme alanı testidir. Görme siniri tomografisi ve retina tomografisi olarak bilinen optik kohorens tomografi daha yeni ve ileri teşhis yöntemleridir. Glokom hastalığının en kötü tarafı görme alanı daraldığında bunu tekrar genişletmenin maalesef mümkün olmamasıdır. Dolayısıyla kronik basit glokom hastalığı teşhisi, görme sinirindeki hasann ilerlemesine engel olunması açısından son derece mühimdir. Yoksa o ana kadar gelişen hasarı geri döndürmek mümkün değil. Glokom kontrolünü kimler yaptırmalı? Glokom her insanda, her yaşta ortaya çıkabilecek bir hastalıktır. Özellikle 35 yaştan sonra herkeste glokom olabilir. Ancak ailede glokomu bulunanlarda, şeker hastalığı olanlarda ve miyoplarda risk daha fazladır. Bu nedenle 35 yaşında ve daha sonra 40 yaşında herkesin göz muayenesinin yapılması, risk bulunanlarda ise yılda bir kez kontrol edilmesi gerekli. Kimler glokom yönünden risk taşır? En önemli risk grubu, anne, baba, kardeş gibi birinci dereceden akrabasında glokom olanlardır. Normal şartlarda 40 yaş ve üstünün yaklaşık yüzde 2'si glokoma yakalanma riski taşır. Birinci dereceden akrabası glokom ise bu risk yaklaşık 6 misli artar. Miyop ya da şeker hastasıysa risk 2 kat daha fazladır.

Tedavi seçenekleri nelerdir? Glokomun tedavisi ilaç, lazer ve cerrahi olmak üzere 3 ana başlıkta toplanır. Açık açılı glokomun tedavisi çoğunlukla önce göz damlalanyla yapılır. Bazı vakalarda ağızdan alınan haplar da önerilir. Ancak bu tür ilaçlar yan etkileri fazla olduğu için uzun süre kullanılamaz. Ağızdan alınan haplar göz içi basıncı çok yüksek olan ve ameliyat için birkaç gün beklemesi gereken hastalarda görme sinirinin hasar görmemesi amacıyla da kullanılabilir. Ameliyat ne zaman gerekli? öncelikle hastanın göz tansiyonunu, ya gözdeki sıvının üretimini kısarak ya da çıkışını arttırarak düşürürüz. İkisi için de ilaçlar var. Bu ilaçlar, her gün belirli aralıklarla alınan ve de hayat boyu kullanılan ilaçlardır. İlaç tedavisine rağmen hastanın, göz tansiyonu düşmüyor ve görme alanı daralıyorsa, yani görme siniri ilerliyorsa, uygulanacak tedavi yöntemi ameliyattır. Ameliyatla, gözün beyaz kısmında bir tane delik açıyoruz. Dışandan görünmeyecek kadar küçük olan bu delikle, gözün içerisindeki fazla sıvıyı, oradan tahliye ediyoruz. Glokom tedavisinde uyguladığımız üçüncü yol lazer yöntemidir. Lazer yöntemi birkaç şekilde uygulanır. Birincisi, çıkışı arttırmak üzere, delikçikleri açmak için, ikincisi gözün sıvı üretimini kısmak için dışandan uygulanan lazer yöntemi. Tüm bu tedavi yöntemlerinde amaç, görme alanını muhafaza etmektir. Çünkü kaybedilen sinir hücresini tekrar yenilemeniz mümkün değil.

    20

  • HABERLER

  • 0

  • KURUMSAL YAYINLARIMIZ

  • 70

  • BASINDA BİZ

  • 20

  • BİYONİK GÖZ

Left Arrow
Right Arrow