Top Arrow
Quick Appointment Icon
RANDEVU AL
Search Icon
Ara


RETİNA HASTALIKLARI ÖNEMLİDİR! (SABAH)


27.4.2014

Retina rahatsızlıkları her birey için tehdit edicidir. Özellikle şeker hastası olanlar, yüksek miyop rahatsızlığı olanlar, ailesinde retina hastalığı olanlar, prematüre çocuklar ve hatta çok sigara içenler risk altındadır. Bu risk grubundaki kişilerin yapmaları ve dikkat etmeleri gerekenlerle ilgili Dünyagöz Etiler Hastanesi doktorlarından Prof. Dr. Cengiz ARAS bilgi verdi.

Prof. Dr. Cengiz Aras Diyabetik retinopati nedir? Diyabet, insülin salınımı veya insülin etkisinin yetersizliği sonucu kan şekerinin artmasıyla kendini gösteren metabolik bir hastalıktır. Uzun süreli kan şekeri yüksekliği özellikle gözü olumsuz etkilemekte olup bu hastalığa diyabetik retinopati adı verilir. Şeker hastalığına bağlı körlüğün en sık görülen nedeni diyabetik retinopatidir. Diyabetik retinopatinin sebepleri nelerdir? Diyabetik retinopatinin meydana gelmesinde rol oynayan risk faktörlerinin başında şeker hastalığının süresi gelmektedir. Özellikle diyabet tanısından itibaren 5 yıllık süreden sonra retinopati görülme sıklığı artmaktadır. Tip 1 veya insüline bağımlı genç diyabetiklerde ergenlik çağından sonra retinopati görülme sıklığı yaş ile ilgili olarak artmaktadır. Kan şekeri kontrolü önemli bir faktördür. Kan şekerinin düzensiz seyretmesi ani kan şekeri yükselme ve düşmeleri retinanın bozulmasını, hastalığın ilerlemesini kolaylaştırmaktadır.

Gebelik, hipertansiyon, kan yağlarının yüksekliği, böbrek hastalığı retinopatiyi ağırlaştıran diğer faktörlerdir. Görme kaybına yol açar mı? Şeker hastalığı retinadaki kılcal damarların yapısını bozar, hücre kaybına yol açarak damar geçirgenliğinin bozulmasına, sarı nokta bölgesinde sıvı ve yağlı maddelerin birikmesine ve beraberinde kılcal damarların tıkanarak beslenmeyen alanların ortaya çıkmasına neden olur. Kısaca diyabet hastalarında kan şekeri kontrolü göz sağlığı açısından da büyük önem taşımaktadır. Hastalık kontrol altına alınmadığı takdirde ciddi görme kayıplarına ve ağrılı göz tansiyonu yükselmelerine neden olabilmektedir. Diyabetik retinopatinin riskleri nelerdir? Uzun süreli kan şekeri yüksekliği özellikle böbrek, kol ve bacaklardaki duyusal sinirleri ve gözü olumsuz şekilde etkiler. Bu nedenle büyük önem taşıyan periyodik kontrollerin, asla ihmal edilmemesi gerekmektedir. Şeker hastalığının yanı sıra gebelik, hipertansiyon, kan yağlarının yüksekliği ve böbrek hastalığı da diyabetik retinopatiyi ağırlaştıran diğer faktörlerdir. Diyabetik retinopatide göz dibi muayenesinin önemi nedir? Diyabetik retinopati hastalığında erken teşhisin önemlidir. Diyabet teşhisinin hemen ardından hastanın göz muayenesi olması gerekmektedir. Diyabet hastalarının 1 yıllık aralarla diyabet kontrollerinin bir parçası olarak rutin göz muayenelerine devam etmeleri bu noktada çok büyük önem taşımaktadır.

Diyabet tanısı konulan hastaların 1 yıllık aralarla, 5 yılı geçen diyabet hastalarının 6 ayda bir, göz dibi problemi tespit edilen diyabetlilerin 3 ayda bir göz muayenesi olması gerekmektedir. Nasıl tedavi edilir? Diyabetik retinopatiyi tedavi eden temel yöntem Argon lazer olarak bilinen lazer fotokoagülasyondur. Bu tedavi yöntemi uygun zamanda ve uygun şekilde uygulandığı takdirde şeker hastalığına bağlı ciddi görme kayıplarını önlemenin tek yoludur. Retinopati bulgularının erken dönemde tespit edilmesi, tedavi başarısının anahtarıdır. Son zamanlarda geliştirilen ve bazı büyük hastanelerde kullanılan ilaçların göz içine enjeksiyonu da lazere yardımcı yeni bir tedavi seçeneği olarak yaygın bir şekilde kullanılmaya başlanmıştır. Ayrıca lazerin zamanında yapılmaması sonucu gelişen ciddi kanamalar vaka deneyimi yüksek tecrübeli hekimler tarafından cerrahi yöntemlerle tedavi edilebilmektedir. Argon İazer nedir? Retina muayenesi sonucu, şeker hastalığı nedeniyle sonradan oluşmuş damarlar (neovaskülarizasyon-NV) veya makulaya sızıntı yapan mikroanevrizmalar teşhis edilmiş ise ödeme neden olan alan veya NV gelişimine neden olan iskemik (ölü) retina sahası argon lazer ile kapatılır. Bu tedavi ile ödem ya da kanamaya bağlı olarak gelişecek görme kaybı önlenmiş olur. Argon lazer tedavisi öncelikle mevcut görmeyi muhafaza etmeye yöneliktir, bu nedenle hastanın zaman kaybetmemesi önemlidir. Argon lazer aynı zamanda retina yırtıklarının tedavisinde de kullanılır.

BU BELİRTİLERE DİKKAT!

  • Ani veya yavaş görme kaybı
  • Kırık - eğri görme
  • Gözde ışık çakmaları
  • Göz önünde uçuşan koyu cisimler
  • Görüşün perdelenmesi
  • Gelip geçici ve kısa süreli görme kaybı
  • Görüş alanında karanlık gölgeler olması

Bu problemlerden herhangi birini yaşıyorsanız retina hastalığından şüphe edilebilir. Zaman kaybetmeden bir göz hekimine başvurulmalıdır. Sarı nokta hastalığı nedir? Sarı nokta (makula dejenerasyonu) hastalığı, merkezi görmeden sorumlu bir retina hastalığıdır. Toplumda 55 yaşından sonra oldukça sık görülen ve ilerlemesi halinde görme kaybına yol açabilen hastalığın sigara kullananlarda ve kalıtımsal risk taşıyanlarda görülme olasılığı daha yüksektir. Hastalığın tipleri ve sonuçları nelerdir? Hastalığın kuru ve yaş tip olmak üzere iki tipi bulunmaktadır. Kuru tip %90 oranında, yaş tip ise %10 oranında görülür. Fakat görme kaybına yol açması sebebiyle yaş tipte erken teşhis daha büyük önem taşır. Kuru tipe oranla daha hızlı ilerleyen hastalık, ani görme kaybı ile birlikte renkli görmenin ve kontrast hassasiyetinin bozulmasına, zamanla retina ve makulada oluşan yeni damarlarda kanama yapması sonucu körlüğe sebep olur. Teşhisi nasıl yapılır? Hastalık; damlalı göz dibi muayenesi, anjiyo (FFA) ve sarı nokta tomografisi (OCT) ile teşhis edilir. Göz anjiyosu, zararsız sarı renkte floressein ilacın toplardamardan verilmesiyle yapılır. İlaç verildikten sonra 5-10 dakika içinde göz dışından kamerayla resim çekilir. Sarı nokta tomografisi (OCT) ise son yıllarda önem kazanmıştır. Göz dışından ultrasona benzeyen bir aletle yapılır. İleri teknoloji kullanılarak uygulanan bir yöntemdir. Bu iki tetkikin çekimleri oldukça kısa sürede gerçekleşmektedir.

Sarı nokta hastalığının belirtileri

  • Görme kaybı
  • Cisimleri, çizgileri eğri veya kırık görme
  • Göz önünde karartılar
  • Görme kalitesinde bozulma
  • Renk görmede bozukluklar Kimlerde görülür?
  • Sigara kullananlar
  • 55 yaşın üstündeki kişiler
  • Kalıtımsal risk taşıyanlar Risk faktörleri nelerdir?
  • Yaş
  • Kalıtımsal özellikler
  • Hipertansiyon
  • Sigara kullanımı
  • Düzensiz ve kötü beslenme şekli
  • Lipid-kolesterol yüksekliği
  • Güneş ışığına uzun süre maruz kalma

Kuru tipte koruyucu tedavi; yaş tipte ise göz içine iğne tedavisi ve fotodinamik tedavi uygulanır. Koruyucu tedavide bazı durumlarda anti-oksidan A, C, E vitaminleri, lutein ve çinko kullanılır. Göz içine iğne tedavisi yöntemi damla ile uyuşturularak yapılır. Bu uygulama sırasında hasta herhangi bir ağrı hissetmez. Fotodinamik tedavide ise önce toplardamardan özel bileşimde Verteporfin adında bir ilaç verilerek, düşük şiddette bir lazer uygulanır. Tedavide geç kalınır ise sonucu ne olur? Sarı nokta tedavi edilmez ise görme %95 oranında azalır ve sonucu görme kaybıdır. Görme yasal olarak körlük sayılabilir bir seviyeye iner ve hastalar baktığı noktayı göremez hale gelirler. Damlalı göz dibi muayenesi nedir? Gözün ön kısmını oluşturan kornea tabakasının pencere görevi yapması sayesinde, göze sadece damla damlatarak hastamızı yarım saat bekletmekte ve göz bebeği yeterli genişliğe eriştiğinde retina tabakasının tamamını detaylı olarak muayene edebilmekteyiz. Retina dejenerasyonu göz dibi muayenesiyle teşhis edilmektedir. Göz dibi muayenesi retinada sorun olup olmadığını, varsa ne aşamada olduğunu ortaya çıkarmakta ve oluşacak görme kaybına erken müdahale ile önlem alma şansı sağlamaktadır.

RETİNA HASTALIKLARI AÇISINDAN RİSKLİ MESLEK GRUPLARI

Gözün içi vitreus jeli ile doludur. Sağlıklı bir gözde vitreusun retina tabakasına yaslı ancak yapışık olmaması, kişinin hareketinden retinasının olumsuz etkilenmesini önleyen bir koruma mekanizmasıdır. Retinada meydana gelebilecek incelme gibi bazı yapısal değişiklikler vitreusun retinaya yapışmasına yol açabilir. Bu durumun retina dejenerasyonu olarak adlandırılmaktadır. Yaralanmayla sonuçlanmayan çarpışma, zıplama, ağır kaldırma gibi her türlü günlük ve sportif aktivite retina üzerine dolaylı mekanik etki yaratarak retina yırtığı riski oluşturmaktadır. Bu yırtık tedavi edilmezse retina tabakası yerinden sökülür. Retinanın bulunduğu bölgeden ayrılmasıyla retina dekolmanı ve görme kaybı gelişir. Bu konuda en çok dikkat etmesi gereken meslek gruplarına örnek olarak; nakliye şirketlerinde çalışan işçiler, sporcular, pilotlar, inşaat işçileri verilebilir.

    20

  • HABERLER

  • 0

  • KURUMSAL YAYINLARIMIZ

  • 70

  • BASINDA BİZ

  • 20

  • BİYONİK GÖZ

Left Arrow
Right Arrow