Top Arrow
Quick Appointment Icon
RANDEVU AL
Search Icon
Ara


NALBUR DÜKKÂNINDAN, HASTANE ZİNCİRİNE… BİR BAŞARI ÖYKÜSÜ (VIP DERGİSİ)


1.10.2005

Bugün dünyanın en büyük göz hastanesi zinciri olarak dikkatleri çeken Dünya Göz Hasta-nesi, 40 bin metreye yayılan toplam alanı ayda 20 bin hasta kabul kapasitesi ve 950 kişilik hekim ve personel kadrosu ile 24 saat kesintisiz hizmet veriyor.

Dünya Göz Hastanesi ile öncelikle Türkiye’de bir ilki gerçekleştiren ve çok kısa süre içinde dünyanın en büyük branş hastane zinciri oluşturan Eray Kapıcıoğlu ile birlikteyiz. Mecidiyeköy’ de ki 30 metrekarelik bir nalbur dükkânında başlayan serüvenini, sağlık sektörüne girişini, göz hastanesi fikrinin çıkış noktasını, geldiği yeri ve yeni hedeflerini konuşuyoruz. Kısaca: Bugün Türkiye’nin öne çıkan işadamlarından Eray Kapıcıoğlu, 1974 yılında başladığı iş yaşamında bugüne kadar yaptıkları ve yapacakları geliyor sayfalarımıza…

1957 yılında Trabzon’un Of ilçesinde dünyaya gelen Eray Kapıcıoğlu’nun İstanbul serüveni henüz bir yaşındayken başlıyor. 5 çocuklu bir ailenin en küçük çocuğu olarak İstan-bul’da büyüyen Eray Kapıcıoğlu, çok küçük yaşlarından itibaren ticarete gönül veriyor. Küçük çaplı inşaat işleri yapan babasıyla birlikte sık sık işe giden, orada ustaları seyreden ve nihayet orta ikinci sınıfta okuduğu 1974 yılında babasını bir nalbur dükkânı açmaya ikna eden Eray Kapıcıoğlu, aslında o nalbur dükkânı bugünlerin temelini de atıyor.

“Bir gün babama dedim ki: Baba sen sağdan soldan inşaat malzemesi alıyorsun dünyanın parasını ödüyorsun bana bir nalbur dükkanı aç bu malzemeleri ben sana satayım!..Olurdu, olmazdı okulun vardı filan derken ikna ettim babamı.Mecidiyeköy’de ki 1. Taş Ocağı Caddesi 30 metrekarelik bir dükkan satın aldı babam 100 bin lira peşin kalan ayda 5 bin lira taksitle 180 bin liraya almıştık dükkanı.Elimizde de başka nakit para yoktu. Bu nedenle ancak dükkanın dörtte birini doldura bilmiştik ve boş görünmesin diye arka tarafı sunta ile kapatmıştık. Ben sabahları okula gitmeden önce erken dükkânı açardım. Çırak gelince okula gidiyordum. Okul çıkışında yine işimin başına geliyordum. Gece geç saatlerde ders çalışıyordum. Ama ticareti çok seviyordum. Zaten ortaokulu bitirince artık okumayacağım dedim. Babam buna karşı çıktı ama ben kararımı vermiştim okumayacaktım ticaret yapacaktım. Pazar günleri bile dükkânı açıyordum. Ama çok zor şartlarda para kazanıyordum. Uzunlar yalnız şeker ve kurban bay-ramlarında birer gün olmak üzere iki gün tatil yapıp, geri kalan 363 gün sabah 06.00 gece 22.00’ye kadar çalışıyordum. Böylece büyüttük biz o nalbur dükkânını ama hala doğru dürüst sermayemiz yok. Böylece yıllar geçti. 1988’e geldiğimizde bir gün oturdum ve ne yaptığıma şöyle bir baktım benim, mağazam var, depolar var, toptan malzeme satıyorum, müteahhitlere mal satıyorum, onlara kredi açıyorum, ama ben para kazanamıyorum. Ben boşuna çalışıyorum. Aynı gün sabaha kadar oturdum ve elimdeki bütün malları bu işe yatırdığım gayrimenkulleri kamyonları tek tek saydım ve topladım. Elimde 1 milyar 100milyon liralık gayrimenkulleri ve mallar var bu işe yatırdığım. Sabah gittim ve mağazayı satıyorum dedim. Bütün esnafa duyurdum. 5 kişi geldi kapıma en iyi şartlarda verene de sattım. 950 milyon lira vermişti. Yarısı peşin yarısı vadeli çek, senet şeklinde. O parayı aldım inşaat işine girdim. Ve bunun fizibilitesini yapmıştım daha önce Marmara Ereğlisi’nde 15 dönüm bir arsa bulmuştum. Yeni Çiftlikte deniz kenarındaydı. Bu arsaya 79 villa sığıyordu. Bu villaları 16 ay gibi bir zamanda 1 milyar 250 milyon liraya mal ettim. 300 milyon gibi bir açık vermiştim, ama onu da ilk etap da sattığım 3-4 villa ile kapattım.

” Evet böylece inşaatçılık serüveni başlıyor Eray Kapıcıoğlu’nun Yeni Çiftlikte sattığım villaların parasını İstanbul’da yeni arsalara yatırıyor. 1989’da bugünkü Avrupa Hastanesi’nin bulunduğu arsayı satın alıyor ilk önce oraya inşaat yapıyor hemen ardından Mecidiyeköy’ de de iki iş hanı alıyor. Avrupa Hastanesi’nin yanına iş hanı olarak yaptığı satamıyor istediği şartlarda kiraya da veremiyor. Gelin görün ki; bu dönem de yaşadığı durgunluk aslında onun yaşamında sağlık sektörünün temelinin atılmasına neden oluyor. Nasıl mı?

“Bir doktor grubu geldi. Benden bu binayı hastane olarak istedi. Anlaşamadık. Bunun üz-erine bana ortaklık teklif ettiler. Bende şartlarımı söyledim ve böylece bu işte ilk defa sağlık sektörüne girdim. Avrupa Hastanesi’ni 1991’de hizmete açtık.1992’de hastane çok hızlı çalışmaya başladı ve kapasite %10’lara çıktı. Orada doktor ortaklarım vardı. Bu hastane yetmeyince Gayrettepe’deki Metropol Hastanesi’ni Çocuk Esirgeme’den uzun vali olarak kiralamıştım ve Avrupa Hastanesi’nin büyüğü yapmak için doktor ortaklarımla birlikte çalışmaya başladık. Çok hızlı bir şekilde hazırladık o hastaneyi. Ama tam aletlerin satın alınmasına geldiğimizde 94 krizi patladı ve benimle beraber olan doktorların hepsi bırakıp kaçtı. Bu işe yalnız devam edebilir miyim diye düşünürken rahmetli Prof. Cem Demiroğlu geldi. Üniversite kuracağı için hastaneye ihtiyacı vardı ve benden hastaneleri istedi. Ona %75’ni sattım. %25 ortak oldum. Bu ortaklık 6 ay sürdü. Ben zaten küçük ortaklı bir işte yapamayacağım için elimdeki hisseleri de ona sattım ve genel hastanecilikten sıyrılıp tekrar inşaat işine hız verdim.

    20

  • HABERLER

  • 0

  • KURUMSAL YAYINLARIMIZ

  • 70

  • BASINDA BİZ

  • 20

  • BİYONİK GÖZ

Left Arrow
Right Arrow